Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi referandum ile ilgili kararlarını peşin peşin açıklayarak “evet” diyeceklerini ilan ettiler. BBP ve Saadet Partisi iktidara muhalif olması gerekirken, anayasal değişikliğin vatana ve millete faydalı olduğunu iddia ederek destek verdiklerini ifade ettiler.
Bu desteğin günümüz Türkiye’sinin yeniden şekillendirilmesinde ve bu partileri ileriye dönük planlarından önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak siyasal düzende her partinin iktidara yürümek için politika üretmesi gerektiğini düşünürsek, BBP ’ nin ve Saadet’in takındığı tavır kabul edilir bir siyasi tavır değildir. Fakat bu partiler kendilerini iktidar adayı olarak değil de, diğer partilerden rol ve oy çalma kapısı olarak görüyorsa bu tavır anlaşılabilir. Ancak iki partinin de mevcut yönetimlerini dışlayarak siyasi geleneklerine bakarsak samimiyetlerine de inanılması gerektiğini düşünüyorum.
Anayasa değişikliği millet için doğru olarak kabul edilmiş olsa bile, bu referandum içeriğinin eksik ve tabanlarının sorunlarına cevap vermemesinden ötürü direk kayıtsız, şartsız destek verilmesi bir siyasi hareket anlamsız kılar ve intihara götürür. Bir anayasal değişiklik yapılıyorsa illa ki doğru şeyler vardır. Bugün belki de hangi parti iktidar olursa olsun bu değişiklikleri yapmak isteyecekti. Fakat yapılan değişiklikler sorunların onda birini bile çözmüyorsa, hedeflenenler sadece yargıdaki köhne zihniyeti gönderip yerine kendi adımlarını getirmekse ve mesele YAŞ kararlarından ibaretse referandum masaldan ibaret demektir. Burada sorunlar derken popülist söylemlerle aş, iş sorunlarını da kastetmediğimi ifade etmek isterim. Fakat bu ülkenin asıl sorunu başörtüsü sorunu, seçim barajı sorunu, demokratikleşme sorunu, dokunulmazlık sorunu değil midir? Siyasi iktidar ele geçirene kadar her gün kaldıracağız dediği YÖK gibi yargıda da gerekli kadroları kayırmak için gitmiştir bu değişikliğe. Ülkenin sorunları 5 ise siz işinize geldiği gibi 3 ile ilgili çalışma yaparak bunu insanlara yutturamazsınız hele ki demokratikleşmek yerine kadrolaşmayı amaçlıyorsunuz tam bir travma demektir. BBP’nin ve Saadet Partisinin karşı çıkması gerektiği nokta burası olmalıdır. Şayet BBP darbe yapanların yargılanacağına inanıyorsa çok ciddi siyasi zafiyet geçirmektedir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybetmesinde her türlü aksaklığa rağmen hiçbir bürokratına siyasi bedel ödetmeyen hatta ölümlerini hızlandıranlara terfi veren iktidara “göğsümüzü gere gere evet diyeceğiz” demek insanların akıllarına başka şeyler getirmektedir.
Köhneleşmiş yargıya “hayır” derken Türkiye’nin diğer sorunları da unutulmamalıdır ve aslında siyasi iktidarın amacının ne olduğu iyi anlaşılmalıdır. Evet, doğrudur tüm sağ seçmen, sağ siyasetçi çok çekmiştir bu yargı cuntasından. Baykal’ın ifade ettiği kadrolar belki 100 yıl daha bu ülkede yargıdaki gücünü koruyacaktır. Ancak yine de BBP ve Saadet Partisi siyaseten doğru yapmamaktadır, tıpkı MHP’nin yaptığı gibi. Bu değişikliklere içerik olarak karşı çıkmayan sadece seçimden sonra yapılmasını isteyen MHP’nin şimdiki “hayır” gerekçeleri türküden ibarettir. Bu olayı referanduma kadar getirmek de ve referandumu da adeta tek başına bir bireymiş gibi desteklemek de siyaseten ofsayta düşmek demektir.
Kurulan yeni Türkiye düzeninde bazı partiler taraf olmuştur. BBP ve Saadet yönetimi de Ak Parti’nin yanında yer almıştır. Gelecekte bundan siyasi medet ummak bir hayal olmakla beraber, mevcut parti yönetimlerinin siyasi beceriksizliği ebediyen unutulmayacaktır.
FATİH EREN