![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER KATEGORİLERİHABER ARAEN ÇOK OKUNANLARYEREL HABERLERSAYAÇ |
Balkondan Seyretmek
28 Temmuz 2010, 13:39 BALKONDAN SEYRETMEK
Bu tabir hemen hemen bütün ülkücüler tarafından bilinen bir sözdür. 12 EYLÜL 1980 ihtilalinden sonra ortaya çıkan bu söz elbette ki boş yere çıkmadı. İhtilal öncesi süreçte kutsal saydığı vatanını, milletini, devletini ve bayrağını korumak için hayatı pahasına mücadele eden Ülkücü gençlik; 12 EYLÜL 1980 günü birkaç Amerikan uşağı general tarafından yapılan darbe sonrası tutuklanarak en ağır işkencelere ve cezalara maruz bırakıldılar. Hayatlarını kutsal saydıkları vatanlarını ve devletlerini korumaya adayan Ülkücüler; devletlerinden teşekkür beklerken devletin Silahlı Kuvveti tarafından cezalandırılınca hayal kırıklığına ve şaşkınlığa uğradılar. Devlet bir anlamda kendisine sadık koruyucu evlatlarını sevgilerinden, sadakatlerinden ve mücadelelerinden dolayı cezalandırmıştı. Akıl ve mantık ölçülerine sığmayan bu sonuç büyük bir hüsran ve kırgınlık yaratmıştır. İşte bu noktada yeni bir anlayış ortaya çıktı “Balkondan Seyretmek”. Temel düşünce; vatanın, milletin, devletin tehlikede olduğu ortamda eğer mücadele edenler cezalandırılıp suçlu muamelesine tabii tutuluyorsa o zaman “Devletin Askeri, Polisi, jandarması var” düşüncesiyle hiçbir şeye karışmadan kenarda durmak ve seyretmek. İşte bu anlayışa “Balkondan Seyretmek” deniyor. İlk bakışta mantıklı sayılabilecek bu düşünce tarzı maalesef derinlemesine düşünüldüğünde sadece Türke ve devletine düşman olanlarının işine yaramaktadır. Bizlerin yani Ülkücülerin olaylar karşısında sessiz kalıp kenara çekilmesi bir başka deyişle meydanı boş bırakması sadece düşmanlarımızın işine gelir. Onlar rahatça, hiçbir engelle karşılaşmadan istediklerini yapabilirler. Meseleye farklı bir boyuttan bakacak olursa daha değişik bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Eğer vatanın, milletin ve devletin tehlikeye düştüğü ortamda güvenlikten sorumlu güçler üzerine düşeni yapmıyorsa o zaman ne olacak? Son yıllarda ülkemizin içerisine düştüğü içler acısı durum ve kronikleşen meseleler herkesçe malumdur. Birtakım devşirme yöneticilerin “üç beş çapulcu” diyerek savsakladığı ve el altından desteklediği bölücü terör otuz yıla yakın bir zamandır kan dökmeye devam ederek ülkenin ve milletimizin en büyük belası haline geldi ve ülkenin bütün bölgelerini tehdit eder noktaya ulaştı. Milli ve manevi değerlerimiz saçma sapan tavizkar “demokrasi, eşitlik ve çağdaşlık” hikâyeleriyle birer birer yerinden oynatılıp yok edilirken aynı zamanda da “Türkiyelilik, alt kimlik, üst kimlik” kavramlarıyla bir takım “Kürt açılımı”, “Ermeni açılımı” gibi ihanet açılımlarıyla milli birliğimiz parçalandı. Osmanlıdan başlayarak bu zamana kadar devam eden süreçte milyonlarca insanımızın emeği ve alın teri sayesinde elde edilen ekonomik kazanımlarımız ve milli servetlerimiz siyasi getiri ve destekler uğruna yabancılara satıldı. Türk milleti adına kararların verildiği kutsal mekân olan TBMM artık vatan haini bölücü teröristlerin aleni şekilde milletimize ve devletimize hakaretler savurup meydan okudukları sıradan bir mekân haline geldi. Stratejik öneme sahip tesislerimiz o cümleden limanlarımız, tersanelerimiz ve sanayi kuruluşlarımız özelleştirme bahaneleriyle zarar ettirilerek yok pahasına yabancı devletlere ve iş adamlarına peşkeş çekildi. Siyasi idarecilerin ihanete varan kasıtlı tutum ve davranışları neticesinde devletimizin hassasiyetleri yok sayılıp Türk Dış Politikası iflas ettirilerek İsrail gibi küçücük devletler karşısında dahi itibarımız ayaklar altına alındı. İhanet uygulamaları neticesinde Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en büyük borç batağına sokularak milli ekonomimiz tamamen dış güçlerin kontrolüne bırakılarak yüzyıllık geleceğimiz ipotek altına aldırılmıştır. Siyasi yöneticilerin kasıt ve ihanetlerinden dolayı oluşan tüm bu olumsuzluklar ve tükenişler karşısında devleti ve milleti korumakla, kollamakla mesul güvenlik güçleri ne yapıyor acaba? Yaptıkları tek şey ara sıra bazı üst düzey rütbelilerin ve siyasetçilerin medyada boy gösterip “her şey kontrolümüz altında”, “terör akıttığı kanda boğulacaktır”, “Türkiye devleti güçlüdür”, “herkes sağduyusunu korusun” türünden üç kuruşluk demeçler vererek milleti uyutmak. Onların bu ülkeyi kurtarmak, ortadaki yangını söndürmek gibi bir dertleri yok. Ülkemizin ve milletimizin akıbeti iyiye gitmiyor. Vatan topraklarımız talan edilirken, parsel parsel satılırken, maddi ve manevi değerlerimiz yağmalanırken bizim “Balkondan Seyretme” lüksümüz olamaz. Bu anlayışın Ülkücülük davasıyla uzaktan yakından alakası olamaz. Bu vatanın ve bayrağın tek sahibi biziz; ortadaki yangını söndürüp, talanı durduracak olan da biziz. Bu haber 213 defa okunmuştur.
|
YAZARLARIMIZ
SON YORUMLANANLAR
GALERIÜLKÜCÜ HAREKET |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
MİLLİ OCAK COM - HABER 2006 - 2010 & SİTEDE BULUNAN HABERLER KAYNAK GÖSTERİLEREK YAYINLANABİLİR. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||